16 Temmuz 2009

Nikola Tesla

Hazırlayan: Steve Silverman

İşte size bir görev:

Lütfen aşağıdaki soruların cevaplarını arayın.
(Cevaplar parantez içinde verilmiştir.)

1) Radyo'yu kim icat etmiştir? (Marconi)
2) X-ışınları'nı kim bulmuştur? (Roentgen)
3) Vakum tüp ampfilikatörü'nü kim bulmuştur? (de Forest)

Aslında, hazır böyle bir işe başlamışken florasan lambayı, neon ışığını, hız göstergesini, arabaların ateşleme sistemlerini, radar sistemlerinin temelini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını kimlerin icat ettiğini de bulmaya çalışın.

Büyük bir olasılıkla, Nikola Tesla adında bir şahıstan çok az bahsedildiğini göreceksiniz ki bu şahıs yüzyıl dönümünde yaşamış, dünyanın en ünlü bilim adamıdır.

Aslında günümüzde çok az kişi bu şahsın adını bilmektedir. Thomas Edison'un çabaları bunun böyle olmasını sağlamıştır.

Üstüne üstlük Tesla o zamanlarda, 10.000 uçağı 250 mil mesafeden havaya uçurabilecek ölüm ışınlarından, dünyayı ortadan ikiye bölebileceğinden, ses ve görüntünün havada taşınabileceğinden (1800'lü yılların sonlarında) bahseden ve Edison'a DC (Doğru akım) sistemini alıp münasip bir yerine takması gerektiğini söyleyen tuhaf birisi olarak biliniyordu.

Başka bir deyişle, Tesla ismini duyan herkes onu büyük bir ihtimalle deli olarak nitelendirecektir.

Fakat artık günümüzde bazı şeyler değişmeye başladı.

Gerçek şu ki Tesla çok büyük bir ihtimalle iddia ettiği herşeyi hayata geçirebilirdi. Tesla, yazının başında sıralanan bütün buluşların ve daha nicelerinin de sahibidir (adı anılmasa bile). Etrafınıza bakın, modern hayatın modernleşmesinde rol oynayan her şeyde Tesla'nın parmak izleri vardır.

Hiç şüphe yok ki Tesla, Vinci'den bu yana yaşamış en büyük dahidir.

Peki bu kimdir bu dahi?

Küçük Nikola Tesla 1856 yılında Hırvatistan'da, Smijlan'da doğdu. Olağanüstü bir hafızası vardı ve 6 dil biliyordu. Graz Politeknik Enstitüsünde 4 sene matematik, fizik ve mekanik eğitimi gördü.

Tesla'yı büyük yapan şey ise sahip olduğu elektrik anlayışıydı. Hatırlarsanız o dönemde elektrik daha emekleme aşamasındaydı. Ampül henüz icat edilmemişti.

Tesla, ABD'ye 1884 yılında ilk geldiğinde Thomas Edison için çalışmaya başlamıştı. Edison ampülün patentini yeni almıştı ve elektriği dağıtabilmek için bir sisteme ihtiyacı vardı.

Edison, kendi bulduğu DC (Doğru akım) elektrik sistemiyle ilgili bir çok problem yaşamaktaydı. Edison, Tesla'ya sistem içindeki hataları gidermesi için büyük paralar vadetti. Tesla çalışmaları sonunda Edison'un 100.000 $ 'ın üzerinde (günümüz şartları için milyonlarca dolar demek) para kazanmasını sağladı. Fakat Edison parayı vermeye yanaşmadı.

Dolayısıyla Tesla, Edison'un yanından ayrıldı. Edison hayatının geri kalanını Tesla'nın dehasını gölgelemek için harcadı. İşte Tesla'nın adının duyulmamasının sebebi de budur.

Tesla, elektrik iletimi için daha iyi bir sistem olan ve bugün evlerimizde kullandığımız AC'yi (alternatif akım) buldu. AC'nin DC'ye göre çok büyük avantajları vardı. Tesla'nın yeni geliştirdiği transformatörler kullanılarak AC'nin gerilimi arttırılabiliyor ve ince teller vasıtasıyla çok uzun mesafelere taşınabiliyordu. DC akımın taşınabilmesi için ise her mil için büyük trafolar ve kalın teller gerekiyordu.

Şüphesiz bir elektrik dağıtım sistemi, bu elektriği kullanacak cihazlar olmadan hiç bir işe yaramazdı. Bunun üzerine Tesla evlerimizde kullandığımız her tür cihazda bulunan motoru icat etti. Bu basit bir başarı değildi. 1800'lü yılların sonlarında yaşamış olan bilim adamları AC için hiçbir şekilde bir motor dizayn edilemeyeceğine inanmışlardı ve AC'nin kullanılmasını zaman kaybı olarak görüyorlardı. Akım eğer saniyede 60 kere yön değiştirirse motor sürekli ileri-geri hareket yapacak ve bu hiç bir işe yaramayacaktı. Tesla bu problemi çözdü ve herkese aksini kanıtladı.

Endüstri, florasan lambayı "icat" etmeden 40 yıl önce Tesla laboratuarında florasan lamba kullanmaktaydı. Dünya fuarları ve benzer fuarlarda cam tüpler aldı, ve onları şekillendirerek ünlü bilim adamların isimlerini yazdı. Etrafımızda gördüğümüz neon ışıkları keşfedilmiş oldu. Az daha unutuyordum: Tesla, şu an Niyagara şelalesinde bulunan dünyanın ilk hidroelektrik santralini dizayn etti. Bunun yanısıra arabaların hız göstergesini de buldu.

Onun AC sistemiyle ilgili konuşmaları George Westinghouse'un kulağına kadar gitti.

Tesla Westinghouse ile bir anlaşma imzaladı. Satılan her kilowatt elektrik için 2.5 $ alacaktı.

Ve birdenbire Tesla sürekli düşlediği deneyleri yapabilmek için ihtiyacı olan parayı bulmuş oldu.

Fakat Edison kendi DC sistemine çok fazla para yatırdığından dolayı Tesla'yı kötülemek için elinden gelen herşeyi yaptı. Edison sürekli Tesla'nın bulduğu AC akımın kendi DC sistemine göre çok tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyordu.

Tesla buna kendi pazarlama stratejisiyle karşılık verdi. 1893 yılında Şikago'da yapılan ve 21 milyon kişinin katıldığı Dünya Fuarında AC elektriğin ne kadar güvenli olduğunu göstermek maksadıyla kendi vücüdundan yüksek gerilimli elektrik geçirerek bu elektrikle ampülleri yaktı. Tesla, bobinlerini kullanarak kalabalığın üzerine yıldırımlar çakıyor ve kimse zarar görmüyordu. İyi numara!

Tesla'nın almayı hakettiği para 1 milyon dolara ulaşmıştı ki Westinghouse maddi sıkıntıya düştü. Tesla, sözleşmesinin geçerliliğini sürdürürmesi durumunda Westinghouse'un işinin kapanacağını farketti ve alacaklılarla uğraşmaya hiç niyeti yoktu. En büyük düşü, bütün insanlara ucuz AC elektrik sağlayabilmekti. Tesla kontratını yırtıp attı. Dünyadaki ilk trilyoner olacağına, kendisine patentleri için 216.000$ ödendi.

1898 yılında Tesla, Madison Square Garden'da bütün dünyaya ilk uzaktan kumandalı maket kayığı gösterdi. Dolayısıyla Tesla uzaktan kumandalı uçakların, arabaların, kayıkların (ve televizyonların!) da mucididir.

Tesla'nın bütün dünyaya ücretsiz enerji sağlamak gibi bir düşü vardı. 1900 yılında sermayeci J.P. Morgan tarafından sağlanan 150.000$ ile Tesla, Kablosuz İletişim Sistemi kulesi adıyla bilinen kulenin yapımına Long Island, New York'ta başladı. Bu iletişim kulesi, dünyadaki telefon ve telgraf servislerini birbirine bağlanması, resim, borsa raporları ve dünya çapındaki hava tahminlerinin transferi amacıyla tasarlanmıştı. Bunun bütün dünya için ÜCRETSİZ enerji demek olduğunu farkeden Morgan, ne yazık ki projedeki maddi desteğini çekti.

Bu konuda birçok hikaye vardır. Bazı hikayelere göre 1. Dünya Savaşı sırasında ABD hükümeti, Alman casus gemilerinin kuleyi navigasyon noktası olarak kullanmalarından korktukları için kuleyi yıkmıştır. Aslında Tesla, Morgan desteğini çektikten sonra sıkıntıya düştüğünden kuleyi borçların ödenmesi için hurda fiyatına satmıştır.

Dünya ona deli gözüyle bakıyordu çünkü o zamanlar ses, resim ve elektrik transferinin adı bile duyulmamıştı.

Onların bilmedikleri bir şey vardı. Tesla, radyo'nun çalışma prensiplerini Marconi'nin varsayılan icadından 10 yıl önce yayınlamıştı. 1943 yılında (Tesla'nın öldüğü yıl) yüksek mahkeme Tesla'nın daha önceki tanımlarını baz alarak Marconi'nin patentlerini geçersiz kıldı. Günümüzde hala bir çok referans Tesla'yı radyonun mucidi olarak kabul etmez (Not : Marconi'nin radyosu ses transfer etmiyordu. Sadece sinyal transfer ediyordu ki Tesla bunu yıllar önce başarmıştı.)

Bu noktada basın Tesla'nın iddialarını abartmaya başladı.

Tesla, Mars ve Venus'ten radyo sinyalleri aldığını duyurdu. Bugün biliyoruz ki o gerçekten de uzak yıldızlardan sinyaller alıyordu fakat o dönemlerde evren hakkında çok az şey biliniyordu. Sonuç olarak, basın onun bu şok edici iddialarıyla epey eğlendi.

Manhatten'daki laboratuarında Tesla, dünyayı bir akort aleti gibi kullanarak buharla çalışan bir osilatörü, altındaki toprakla aynı frekansta titreştirmeyi başardı. (Ella Fitzgerald'ın eski Memorex reklamlarında sesini kullanarak bir bardağı kırması gibi.)

Sonuç mu? Çevredeki bütün binaları etkileyen bir deprem. Binalar sallandı, camlar kırıldı, duvarların sıvaları döküldü.

Tesla, teoride Empire State binasının aynı mantıkla yıkılabileceğini, hatta ve hatta dünyanın ortadan ikiye ayrılabileceğini iddia etti. Tesla, bilimin kendisiyle aynı sonuca ulaşmasından tam 60 sene önce dünyanın resonans frekansını net biçimde ortaya koydu.

Sakın dünyayı ortadan ikiye ayırma fikrini uygulamaya koymadığını düşünmeyin (bir anlamda koydu).

1899 yılında Colorado Springs'deki laboratuarında dünyaya enerji dalgaları gönderdi ve yansıyarak kaynağa geri dönmelerini sağladı (bu, günümüzdeki hassas deprem sismik istasyonlarının teorisini oluşturmuştur). Dalgalar geri geldiği zaman onlara daha fazla elektrik yükledi.

Sonuç mu? Kayıtlara geçmiş insan yapısı en büyük şimşek – 130 feet. Hala kırılamamış olan bir dünya rekoru.

Arkasından gelen gök gürültüsü 22 mil öteden duyulabiliyordu. Laboratuarının etrafındaki bütün çayırlık alan tuhaf bir biçimde mavi ışıklar saçıyordu, St. Elmo yangınında olduğu gibi.

Bu deney Tesla için esas deney öncesi bir ısınmaydı. Ne yazık ki bu deney sırasında yerel trafonun ekipmanını yakmıştı ve deneyini bir daha tekrarlayamadı.

1. Dünya Savaşı başında hükümet, Alman denizaltılarının yerini tespit edebilmenin yollarını çok ciddi şekilde arıyordu. Hükümet iyi bir metod bulması için Thomas Edison'u göreve getirmişti. Tesla, bu gemilerin yerlerinin tespit edilebilmesi için bugün radar adıyla bilinen enerji dalgalarının kullanılmasını önerdi. Edison Tesla'nın fikirlerini saçma bularak geri çevirdi ve dünya radarın icadını 25 sene daha beklemek zorunda kaldı.

Peki bu hayat boyu yaratıcılığının ödülü? Sadece kendisine verilen Edison madalyası! Tesla'nın Edison'dan duyduğu onca hakaret üzerine bir tokat gibi...

Hikayeler bu şekilde devam ediyor.

Endüstrinin kendisini bilimsel literatürden atma çabaları (açıkça başarılı olmuştur) ona 20 yıl sürgün hayatı yaşattı. Parasızlıktan dolayı daha test edemediği sayısız deney sadece onun defterlerinde yer aldı.

Modern dünyanın mucidi, 7 Ocak 1943 yılında 86 yaşında parasız pulsuz öldü. Cenazesine 2000'in üzerinde katılım oldu.

Hayatı boyunca Tesla 800'ün üzerinde patente imza attı. Hayatı boyunca maddi sıkıntı çekmeseydi büyük bir ihtimalle Edison'un rekorunu geçecekti. Hayatının son 30 yılında sadece bir kaç patent alabildi.

Edison'un aksine Tesla yaratıcı bir zekaya sahipti. Fikirleri bilim dünyasında birer ilkti. Ne yazık ki dünya Tesla'nın orjinalliğinde olan insanları ödüllendirmiyor. Biz sadece kavramları alıp onları değiştirip kullanışlı birer ürün haline getirenleri ödüllendiriyoruz.

Bugün bilimadamları onun notlarını satır satır inceliyorlar. Onun saçma bulunan teorileri bugün en iyi bilim adamları tarafından kanıtlanıyor. Örneğin Tesla'nın dizayn ettiği pervanesiz disk türbün motoru modern malzemelerle birleştiğinde gelmiş geçmiş en verimli motoru oluşturuyor. Cryogenic sıvılar ve elektrikle yaptığı 1901 patentli deney bugünkü modern süperiletkenlerin temelini oluşturuyor. Tesla'nın, elektronun kesirleri kadar yüklü parçacıkların varlığını ortaya koyan deneyleri mevcuttur. Bu parçacıklar bilim adamları tarafında 1977 yılında bulunan quarklardır!

3 Temmuz 2009

Bağımlılıklar

İyi ve kötü bağımlıklar vardır. Birbirini seven, sayan insanların birbirlerine bağımlı olmaları iyi olarak görülür. Bu soyut bir bağımlılıktır. Yani bedenimize bir şey vermek zorunda değiliz. Fakat hayatımızın akışı içinde zihinsel alışkanlıklarımız ve bağımlılıklarımız oluşmaktadır. İnsanın çelişki dolu tarihi ve mevcut hali burada da kendini gösteriyor. Çok uzun geçmişi olan alkollü içki kültürü ve kurutulmuş tütünün dumanını çekme kültürü alışkanlık olabilmekteyken, günümüz insanları sigaraya topyekûn cephe alıyor, alkollü içkilerin saltanatına ise dokunulmuyor! Birinci sınıf olarak niteleyebileceğimiz insan tanımı nedir!? Gidin batıya sorun! Birinci sınıf; düzenli alkol alır hiç sigara içmez! Neden alkol!? Elbette sigara alkolle tamamen aynı kefeye konulamaz. Fakat ideolojik farklılıklardan kaynaklanan çok genel çelişkileri temsil eder durumdalar. İkisinin de vücuda zararları vardır. Hem psikolojik, hem bedensel bağımlılık oluşturabilmektedirler. Alkol ise bilinci/aklı/iradeyi zayıflatarak içene ve etkileşim içinde olduğu insanlara sosyal zarar da vermektedir. İşte bu, sigaradan onu daha zararlı kılan önemli bir etkendir. Fakat az içilmesi gerektiği kültürlü ve bize göre batılı insanlar tarafından öğütlenmektedir. O halde sigara da az içilebilir! Aynı zümrenin mantığına bakarsak! O halde uyuşturucu otlar da az kullanılabilir! Bağımlılık yapmayacak kadar! Neden yasak!? Neden sigara ve alkol yasak değil!? Bağımlılık yapması görece daha zor olan uyuşturucuların gizli bir şekilde üretilip satılması çok yaygındır. O halde neden yasak! Alkol de aklı devre dışı bırakmıyor mu? Neden alkol yasak değil? İnsanları anlamak zor…

Yıllar önce müziğin uyuşturucu etkisini fark etmiştim. Beni çok etkileyen parçalara kendimi kaptırmaktan çekinmediğimi ve onları durup dinleyeceğime somut faydası olan şeyler yapabileceğimi fark edebildim. Elbette pek çok işi görürken müzik dinleyebiliyoruz. Fakat sanatı algılamak ve tadına varmak için esere odaklanmak gerekir. Yoksa hedeflenene ulaşmak zorlaşır. Siz söylemeden ben ekleyeyim: İnsanın bedenini ve zihnini dinlendirmeye ihtiyacı vardır. Değişik şeyler düşünmeli ve hissetmelidir. Yoksa bunalır!
İyi o zaman!

Alkol için ne diyebilirsiniz(sıvı uyuşturucu)!? Sigara için? Kuru uyuşturucular için?!

Müzik olmadan insan zihni rahatlayamaz mı? İnsan neden zihnini bu kadar yormaktadır!? Bağımlılık yapan maddelere kendimizi kaptırırken neden bunların sebeplerini bulup düzeltmedik!? Modern hayatın giderek artan stresine çare üretilemeyeceğini mi kabul ettik!?
O halde maddelere bağımlılık anlayışla karşılanabilir!

Neden böyle oldu?
İnsanların manevi eğitimini ve terbiyesini ailelerine ya da diğer deyişle şansa bıraktılar da ondan! Liberal anlayış defalarca çökerken, sosyal devlet politikaları da eğitim deyince hep bilimleri anladı! Hayır efendim! Eğitim her türlü olmalıdır. Manevi değerleri de kapsamalıdır. Haftada bir iki saat din eğitimiyle insanların maneviyatı tatmin edilemez. Tabi, ‘laik’ devletlerde bu bile dikkat çekiyor. O halde din eğitiminin arttırılamadığı yerde manevi eğitim başka türlü verilemez mi?

Devlet hırsızlığın ne kadar kötü olduğunu anlatamayacak kadar aciz mi!? Edebiyatı mı eksik!? İlkokul birinci sınıftan itibaren lise sona kadar devam edecek ‘evrensel ahlak’ dersi olamaz mı? İnsanın ilkel duyguları kendisine anlatılamaz mı?! Bunları hangi yollarla dizginleyebileceği anlatılamaz mı?
‘Modern Hayat’ dediğimiz şeyi korkunç bir rekabet olarak özetleyebildiğimize göre, insanların ‘hep daha çok’a yönelmek zorunda kalması stresi düzenli olarak arttırmaz mı? Bireyler arası, şirketler arası, devletlerarası rekabet!
Ahlak dersi, bu rekabet hırsını inceleyebilmelidir. Yaşamanın hedefinin diğer insanlara göre daha başarılı olmak olmadığını öğretmelidir. Yaşamın amacının ise insanların inançlarıyla ilgili olduğunu herkesin bu konuda kendi inancına göre bir açıklama yapması ve ona göre önceliklerini(ve limitlerini) belirlemesi gerektiğini aşılamalıdır.

Bu düzeye ulaşacak devlet 'ancak' modern devlet olabilir. Devletlerin ortalamasını aldığımızda geçmişin anlayışını görürüz. Yöneticilerin cesaretsizliği ve koltuk koruma politikası bunda birinci kademede etkendir.

Müziğe dönersek;
‘soyut ve masum bağımlılık’ olan ve çocukluğumuzdan beri ‘ruhun gıdası’ niyetine bize yutturulan bu uyuşturucudan kurtulmamız kolay değildir. Moralimiz kötü olmadığında bacaklarımıza veya etrafımızdan bulduğumuz bir cisme darbuka muamelesi yapmaya devam edeceğiz. Bunun sorumlusu biz değiliz! Müziğe bağımlı yetişmiş bir dünyadır… Tabi ağaçlıktan deri-kemik kalmış bazı Afrika insanlarının bu tarz bir alışkanlık kapmadıklarını düşünebiliriz. O halde yaşamakta olan insanların en az yarısını müzik bağımlısı olarak nitelendirirsek pek yanılmış olmayız.
Resim ve heykel gibi diğer sanat yapma araçlarından şöyle farklıdır; Peş peşe onlarca şarkıyı dinleyebiliyoruz. Bazılarını tekrar tekrar... Bunu yolculukta da yapabiliyoruz. Diğer araçlara göre çok daha yaygındır. Ama heykellere ve resimlere yolculuk sırasında çoğunluk olarak bakmıyoruz! Baktığımız zamanda çabuk bırakıyoruz. “Helal olsun adama! Yapmış…” deyip geçeriz… Müzikten daha çok resimlerden ve heykellerden haz aldığını söylen insanların yüzdesi ne kadardır acaba?


Oturduğunuz yerden bilincinizin sanki uçuşa geçmesi ve dünyayı dolaşması bazen de evrene açılması hissini müzikle yaşıyoruz. Bazen adrenaline sebep oluyor! Bazen dertlerimize ortak oluyor! Aynı sigara ve alkol gibi..! Eski Türk filmlerinden bir meyhane manzarası hatırlarsak: Fonda arabesk bir müzik, masada rakı, parmaklar arasında sigara..! Bu örnekte müzik, diğer iki argümanla aynı amaca hizmet ediyor! Gerçeklikten kaçış! Duygusal çöküntüye sebep olan yaşanmışlıkların zihindeki izdüşümlerini silme çabası.
Morali bozuk olduğunda, ya da zihni yorulduğunda bu üç şeye başvurur insanların çoğu… Keyifli olduklarında yine üçünden seçtikleri görülmüştür. Yapacak bir şey aradıklarında yine aynı..! Artık biri bu ‘şeytan üçgeni’ni bozabilir mi lütfen! :)


Allah’ın rahmeti üzerimize olsun…